Şirket Profili
Panayırcı Grubu
Tarihçe
Hedefler & Misyon
Pazarlama & Lojistik
Etkinlik Bölgeleri
Bayilikler
Teknik Servis
İletişim
İş Başvurusu
Ön Sipariş Formu

Eski çağlarda deri üretim merkezi olarak bilinen Anadolu'da Hititler, M.Ö. 3000 yıllarında büyük bir imparatorluk kurmuşlardır. M.Ö. 2000-1200 yılları arasında en parlak dönemini yaşayan Hititlerde, alüminyum ile tabaklama sanatının çok geliştiği ve bu yöntemle üretilen ürünlerin ihtiyaç malları arasında yer aldığı tarihi kaynaklarda bildirilmektedir. Bu toprakların alüminyum bileşikleri ve bitkisel sepi maddeleri bakımından zengin olması tabaklamada bunların bol miktarda kullanılmasına yol açmıştır. Bu dönemde Anadolu'da görülen ekonomik-sosyal kültürel gelişmeler aynı zamanda Ege Adalarında da kendini göstermiştir. Hititlerin en parlak dönemi olan M.Ö. 1650 yıllarında Girit'in güney kıyılarındaki kazılarda çıkartılan kemikten yapılmış ve üstü şekillerle bezenmiş bir kap, dericilik tarihi bakımından önemli bir belge olarak kabul edilmektedir. Bu kabın üzerinde yer alan üç prensten her birinin üzerinde fil derisinden bitkisel tabaklamaya tabi tutulmuş giysiler bulunmuştur. Bitkisel tabaklamanın Anadolu'dan Girit'e, oradan da Yunanlılara ulaştığı söylenmektedir. Bunun yanı sıra eski Yunan eserlerinde İyonyalılar'ın yüksek nitelikli sağlam deriler yaptıklarından bahsedilmektedir. Daha sonra Romalılarda deri giysi ve sandaletler toplum hayatında çok önemli bir yere sahip olmuştur.

Roma ve Bizanslılardan sonra Anadolu'ya hakim olan Selçuklu ve Osmanlı Türkleri de dericilik sanatına önemli katkılarda bulunmuştur. Hayvancılıkla uğraşan Orta Asya Türkleri bunu Anadolu'ya yerleştiklerinde de sürdürmüşlerdir. Hayvanlardan elde edilen deriler, çeşitli merkezlerde organize bir biçimde çalışan tabakhanelerde en iyi şekilde değerlendirilmiştir. Böylece ülke içinde ayakkabı, saraciye vb. ihtiyaçlar karşılanırken diğer taraftan da sürekli seferde olan ordunun koşum, eğer, çizme, ayakkabı gibi gereksinimleri hiç aksamadan sağlanmıştır. Özellikle Osmanlılar zamanında Ahi Birlik Teşkilatının varlığı, bu düzenli sistemin kurulmasında önemli rol oynamıştır. Ahi Evran ismindeki üstün bilgi, beceri ve dürüstlüğü ile tanınmış kişi, önce tabakların başı olmuş, daha sonra da tüm Ahi Teşkilatının sorumluluğunu üstlenmiştir. Osmanlı döneminde dericilik, Ahilik ile birlikte yeniden güçlenmiştir.

16. yüzyılda İstanbul, Edirne, Kayseri, Ankara, Bursa, Konya, Tokat, Diyarbakır gibi şehirlerde ticari yaşamı yönlendiren ana üretim dallarının başında yer almıştır. Boğazköy ve Alişar'da yapılan kazılarda M.Ö. 2800 yılına ait bir çocuk mezarında deri parçalar bulunmuştur. Yine bu bölgelerde yapılan kazılarda M.Ö. 1500-1200 yıllarında dericiliğin en parlak devri yaşadığı sanılmaktadır. Eti'ler dericilikte sepi maddesi olarak mazı ve şaptan faydalanmışlardır. Tarihi kaynaklardan elde edilen bilgilere göre; Urfa, Diyarbakır ve Van İllerinin bulunduğu yörelerde M.Ö. 1400 yıllarında yaşamış olan Mitanniler'de dericiliğin çok ileri olduğu anlaşılmaktadır. 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethinden sonra surların dışında Kazlıçeşme'de 70 bin m2 lik bir yer dericiler için tahsis edilmiştir.

Sahtiyan adı verilen deri yapımının Türklere özgü bir metot olduğu tüm dünyada kabul edilmiştir. İngilizce literatürde sahtiyan derinin hala "Turkish Leather" şeklinde yer alması bu nedenledir. Türklerin derinin yapımıyla ilgili bilgileri başta Fransız ve İngilizler olmak üzere yabancılar tarafından hileli yollara başvurarak batıya aktarılmaya çalışmışlardır. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u fethinden sonra, Yedikule'de deniz kenarına (bugünkü Kazlıçeşme), 33 salhane, 360 tabakhane yaptırmış ve esnafın büyük bir kısmını buraya toplamıştır. Evliya Çelebi'nin yazdıklarına göre de, 17. yüzyılda İstanbul'un çeşitli yerlerinde yaklaşık 700'e yakın tabakhanenin kurulu olduğu bildirilmiştir.

1 | 2 | 3